İnsan yaşadığı Gel-Git 'lerde aklını mı kalbini mi dinlemeli?

22 Haziran 2010 Salı

Zaman ve Bitişsiz Soru İşaretleri


Zaman ve Bitişsiz Soru İşaretleri
Zaman , zaman ,zaman! Ne zaman geldi , ne zaman geçti bunca vakit ,onca zaman? Anlayamıyor aklım, belki de gücü mü yetmiyor ne? Sarışın güneşin takvimine bakıyorum da mısırlılar gibi hesap yaparak yirmi artı bir yıl olduğunu görüyor kahverengi ve meraklı gözlerim. Dile kolay, yirmi bir yıl olmuş! Pehh sesi çıkıyor ağzımdan! Hayrete kapılıyorum! Hadi ordan diyeceğim olmayacak! Ben olsam olsam şu bir yanı bayat hayatta  bir gün ya da bir günün birazı kalmışımdır diyeceğim. Gene olacak mı? Olmayacak!... Niye mi? Şu zaman denen ucu başı gözükmeyen şey izafiymiş. Yani göreceliymiş. Örneklemek gerekirse sana göreceymiş, bana göreceymiş… Bu m-mışların ve  -mişlerin yüzünden aklım dumurda. Anlamıyor bir türlü, sanırım şu uzayan uzayda aklım hala darda…
Ama diğer taraftan kalbim ise  huzurun renginde. Adeta bağlamış kendini sonsuz,yüce ve harika bir sevgiliye, bu yüzden rahat mı rahat. Bi bakın şunun keyfine ohh… Cennetle müjdelenenler gibi şen şakrak sanki. Her neyse sonuçta  zaman  işte geçiyor bana sormadan bir şekilde. O su gibi akıyor akıyor yolunu buluyor.   Ve zaman apansız aklımda mantar gibi soru işaretleri bitiriyor. İstemediğim kadar, ve  de doğu-batı filozoflarınca bile istenmeyecek kadar. Akıl toprağım sorudan mantarla doldu taştı. İşte buyrun bakın mantarların tadına. Ama önce teker teker , özenle toplayın ezmeden büzmeden. “Buyrun cenaze namazına” dedirtecek  sorulara:  “Sizce zaman kendinden haberdar mı?” Bence değil , çünki dakikalar birbirine sormadan yoluna devam ediyor. Saniyeler de birbirine tanımayan ayrı devlet.Zamanın başı var mı, varsa nerde?  Siz yakalayabilir, bulabilir misiniz? Zamanın ortasında mıyız? Zaman bize göre midir?  Yani darvinin dedesi maymunların da zamanı var mı, veyahut bitkilerin zaman endişesi var mı? “ Zamanı geçmiş, şimdiki ve gelecek diye algılayan biz miyiz? Biz algıcı yaratıklar mıyız neyiz?
Sıkıldınız bu sorulardan tahminliyorum ama son birkaç sorucuk daha söz. Gelecek zaman gelecekte bize ne getirecek? Değişmeler iyi yönde mi  olacak yoksa kötü mü? Bize mutluluğu mu , hüznü mü getirecek? Bize sonu mu getirecek, sonsuzluğu mu? Son olarak da şunu cevaplayabilir misiniz noksan,mahdut ve  mahluk  insanlığın insanları : Zaman bizim kalbimize huzurun kod adı Cennet’i mi getirecek yoksa hüznün kod adı Cehennemi mi?..  

26 Kasım 2009 Perşembe

Kendi Kendine Dua


Sevgili arkadaşlar herkesin bir hayat türküsü vardır .kiminin mahsun abiden yıkılmadım ayaktayım
kiminin farklı ağızlardan devrim kiminin erkin amcadan fesuphanallah kiminin... bitmez aklınıza ne gelirse ...

ve benim hayat türkümde şudur :
bu şiir-dua karışımı sihirli sözler benim ağzımdan hiç bir gün düşürmediğim
ve hiç de düşürmeyeceğim türkü melodileridir.
Ritmi , melodileri duyabiliyor musunuz?

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben bent olmadan kendime
Kendi kendime

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben sen-den olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben ben-den olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben cehennem olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kentine
Kentlerin kentine
Cennetine ,cennetine

Sırılsıklam


Allahım sana geliyorum
Sırılsıklam bedenim ve ruhum
Senin aşk yağmurun öyle müthiş ki
Islanıyorum
Uslanıyorum
Aslanıyorum
Ve söz veriyorum
Kendimi kurutmayacağım
Heveslerimin kurutma makinesiyle
Ve öyle uzatmayacağım
Lamı cimi yok
Türkçenin
Seni çook seviyorum
O kadar.
Elfatiha!..