İnsan yaşadığı Gel-Git 'lerde aklını mı kalbini mi dinlemeli?

26 Kasım 2009 Perşembe

Kendi Kendine Dua


Sevgili arkadaşlar herkesin bir hayat türküsü vardır .kiminin mahsun abiden yıkılmadım ayaktayım
kiminin farklı ağızlardan devrim kiminin erkin amcadan fesuphanallah kiminin... bitmez aklınıza ne gelirse ...

ve benim hayat türkümde şudur :
bu şiir-dua karışımı sihirli sözler benim ağzımdan hiç bir gün düşürmediğim
ve hiç de düşürmeyeceğim türkü melodileridir.
Ritmi , melodileri duyabiliyor musunuz?

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben bent olmadan kendime
Kendi kendime

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben sen-den olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben ben-den olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kendine
Kendi kendine
Ben cehennem olmadan kendime,
Kendi kendime…

Ey dönüş kendine olan!
Döndür beni kentine
Kentlerin kentine
Cennetine ,cennetine

Sırılsıklam


Allahım sana geliyorum
Sırılsıklam bedenim ve ruhum
Senin aşk yağmurun öyle müthiş ki
Islanıyorum
Uslanıyorum
Aslanıyorum
Ve söz veriyorum
Kendimi kurutmayacağım
Heveslerimin kurutma makinesiyle
Ve öyle uzatmayacağım
Lamı cimi yok
Türkçenin
Seni çook seviyorum
O kadar.
Elfatiha!..

23 Kasım 2009 Pazartesi

Sen neredesen ah yar?



Serseri, serkeş kaldırımlarda yürüyor

Seni arıyorum,her adımda

Sensız her yer sanki müebbed dar

Sen neredeseeen ah yar?


Kahpe karanlığa giderken adımlarım irkiliyor

Seni arıyorum zifiri karanlığın ocağında

Sanki kanlı gözyaşlarımla yağıyor kıpkırmızı kar

Sen sen neredesen ah yar?


Hırçın denize uğruyorum , dalgalarla konuşuyorum

Seni soruyorum her katredeki zerreye kaderin yatağında

Seni bulamadığım damlalarda boğulan gönlüm bizar

Sen sen neredesen ah yar?


Figanımı arz u sema duyuyor ,sen hala duymuyor musun?

Seni arıyorum, yankılanmıyor mu her bir zerrede ahu zar?

Ah bi bilsen sensiz fakir, karanlık dünyamda müebbed hüzün var.

Sen, sen, sen neredesen ah yar?

22 Kasım 2009 Pazar

Gökyüzü Denizinde Balığa Ne Dersiniz?



Bi anlığına zamanı, mekanı, elinizdeki fareyi, kılavyeyi bi kenara bırakıp fantazi dünyasına kanatlanmak ister misiniz? Sizi gökyüzüne götüreyim.Hadi bakalım : 3 ,2,1  Çırpıyorsunuz kanatlarınızı...


Akşam akşam
İçimden şöyle
Gökyüzü denizine
Patika yollardan
Yürüme gitmekler
Geliyor
Ve
Yanıma da olta yem alıp
Bir iki yıldız avlamak
Geliyor
Ya sen aşkım
Gelir misin ?
İstersen
yüzeriz gökyüzünde
Balıklar gibi
Ne dersin?
İstemezsen sen kenarda
Göksel Çimenlerde oturup beklersin
Olur mu canım , ne dersin?
Hem yakaladığımız balıkları yarın
Güneşte mangal yaparız
Tamam ?


Ve sen İstersen
yıldızın kucağında
Hasbihalleşiriz
Bi senden bi benden
Bi benden bi senden
Bi bizden sonra da hep bizden bahsederiz

tamam
ve İstersen
karşımızdaki ayKızkulesine
götürüm seni

ve son olarak da eşsiz güneşe
hayatımızı namaz kılmaya gideriz
bakmışsın yanmadan geçeriz
Cibrilin son durağı sidretül müntehaya
ve bir de bakmışsın mutlak mutluluk avuçlarında
ve hep bakmışsın sonsuz sonsuzluk ayaklarında
ve hep ordayız,
ve Dünya'ya hiç dönmek istemeyiz.
ve hiç Dünya'ya dönmek istemeyiz!
Nihayetinde  Dünya'yı  bize döndürürüz
biz

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Zamane bir kalp ve akıl masalı!














Belki ufacık bi noktaydı
Belki biz cahil insanlar çoğalttık
O gizemli noktayı,
Belki küçücük bi daireydi
Belki biz büyükçü insanlar büyüttük
O garip daireyi,
Belki daha neler olacak
Belki biz yaratıcıcı insanlar
Daha neler neler yapacağız
O’na, Zaman’a,
Bilemiyorum yine.
Zaman yirmi artı birinci asır
Her yer beton her yer makine
Bense bakıyorum işime
Tüm kalplerinden ve akıllarından
Takır tukur , bozuk bozuk
Mekanik ses gelenlerin aksine.

Zaman zaman zaman
Ne zaman geldi
Ne zaman geçti bunca zaman
Yirmi artı bir yıl olmuş peh
Nüfus cüzdanımda yazıyormuş
Annem söyledi
Hayret Allah Allah!
Hadi ordan! diyecem
Ben olsa olsa
Bir gün ya da bir az gün
Kalmışımdır anca diyecem
Olmayacak!
Niye miymiş?
Zaman izafiymiş, göreceliymiş
Yani sana göreceymiş bana göreceymiş
Ahirete göreceymiş Allaha göreceymiş
Aklım yine yine dumurda
Kalpler şöyle diyor da
Görelim mevlam mevlaca neylemiş
Neylemişse güzelce eylemiş
Fakat heyhat gel gör
Akıllar akıllarınca
Şu uzayan uzayda hala darda...

18 Ağustos 2009 Salı

Bu haklı Dar-gın-lık!

Dargınım arkadaş

Aklımdaki kalbimdeki her şeye

Dargın

Hayallere, düşüncelere

Ve ümitlere, hedeflere

***

Dargınım ya Âdem

Dargın

Babama

Anama

Abime

Kız kardeşime

Ve akrabalarıma

***

Dargınım ya Muhammed

Dargın

Dostlara

Arkadaşlara

Sevdiklerime

***

Dargınım Tanrım

Dargın

Sana, bana, bize

Kaderimize

Kusura bakma,

Darılma Allahım

Dargınım dargın

Ama küs değilim

Olamam ki

küsebilir miyim ki

ben

sana?!.

çocuk >ihtiyar keşke ve Tanrı



Küçük genç bir çocuk: keşke yaşlıyken keşke demesem

Yaşlı bir çocuk: keşke çocukken keşke demeseydim

Dedi ve tam o anda

Tanrı kendince seslendi

Çocuk, keşke dediğin için sevin

Sana artık keşke yok

Çünkü artık diğer keşkeli-tevbeli çocuklarla

Cennettesin.


Onlara İsyan!

Ben sevmeyi onlara az gördüm
Ve sevdim tüm kalbimle
Sevebildiğim kadar
Fakat heyhat kalbim kurusun!
Lakin onlar
Onlar ise bana çok gördüler
Çok
Gözleri kurusun
Ben çok bi şey istememiştim oysa
Az gördüğüm bi sevgi çok gelmez yeterdi bana!..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bence , Dünya neye benzer???



Dünya bu biri iner biri biner

Rengarenk bir eşeğe benzer

Biri ağlar biri güler

Girift bir bilmeceye benzer!


Ben kimim ,Kimim BEN?

Daha ben beni bilmiyorum wallaha ama tanıdığım kadarıyla ben :)


Ben hem ham bir ettim
Hem de kem bir kemiktim
Pişmek için gönderdiler âleme
Öylelik yettim
Yoksa hâşâ hiç gelir miydim?

Ben,

Batılı bir filozof gibi akılcı
Doğulu bir derviş gibi kalpci
Hintli bir fakir gibi mistik
Türk bir yiğit gibi dimdik
Rus bir ressam gibi soğuk
Arap bir şair gibi sıcak
Tuna nehri gibi sessiz
Çoruh nehri gibi çoşkun
Everest dağı kadar yüksekte..
Lut gölü kadar alçakta



Mistik,İdealist,Romantik
,Gizemli,Espri,Nükte

Şiir,Müzik, Felsefe,

Gazi Üni,İngilizce Öğr,
Osmanlı,İslam,Muhammedi






Ben biraz da müslüman takılıyorum,
çok okudum çok gördüm batının- uzak doğunun
doğruya hakka mutlak mutluluga sonsuz sonsuzluga
götürmeyen sefil felsefelerini

Ne komunizm ne budizm ne de başka felsefeler
erişemez İslamın bir tek SAÇ TELİNE!
Huzur islamda, ya islam nerde ... diyerek bitiyirorum


Şimdilik bu kadar, devamı ilerde , to be continued

Ağlamak mı ...




Hep ağlamaktasın, sen…]

[kah dışına kah içine]

[Ey ben!]

------------------------------------------------------------------------

Ağlamak ne farklı ne değişik ne güzel ne çirkin ...vs bir fiil.


Doğarken ağladık -yaşarken ağlıyoruz-Ölürken ağlayacağız!

ve bence öldüğümüzde de ağlayacağız!Ve öldüğümüzden sonra da!

2 yolla 1 ağlayabilirsek yada 2 ağlatılırsak


Duvarsözleri gibi dünyaya ,tarihe sözler :


-Ağlayarak geldik, ağlayarak gideriz…-

-Hayatta, Ağladık,ağlıyoruz,ağlayacağız!..-

***

Bebekken bedenimiz için,

Gençken kalbimiz için,

Yaşlıyken ahiret için

ağlayacağız...

*****************************************

Allah ağlatsın

Güldürecekse...

16 Ağustos 2009 Pazar

Çocuk Ağla ve Uyan!



Eyy!
Çocuk
Ağla ve uyan
Ağlayabiliyorken
Bak zaman seçerek geçiyor
Tüm ihtişamıyla tüm hızıyla
Miras bıraktığı pişmanlık kızıyla
Sevinç oğluyla
Çocuk n’olur aman!
Uyan!

Ağla ağlayabiliyorsan
Duy tik tak, oh oh! Zevk ü sefa
Duy tik tak, ah ah! keder eza cefa
Duy tik tak ,hu hu! Huzurlu bir kafa
Duy tik tak, geçiyor zaman
Çocuk acele et davran
Nerde hani vicdan
Çocuk n’olur aman
Uyan!
**
Dokun hızla yürüyor zaman
tıpkı başsız kuyruksuz zehirli bir yılan
Nasıl da korkunç nasıl da kaygan
Çocuk n’olur aman!
Uyan!
**
Tat zamanı hayat özenle hazırlanan
Tatlı ağudan
Bi bıyan
Hele bi ban da yan
Olursun giryan u ziyan
Çocuk n’olur aman!
Uyan!
**

Bak ne diyor Yaradan
Duy ne diyor peygamberi zişan
Hayat hem rüya hem güya imtihan
Doğrudur kesin sadaka rasulallah inan
Çocuk n’olur aman!
Uyan!

**
Uyan artık n’olur ulan
Sarhoş bak var mı hiç mezardan geriye yol bulan?
Ne yok mu kekeleme duyamıyorum lan?
İnsan noksansın tamam ol aşk ile sulan
Hey gidi Dünya sen gece gündüz pus ulan
Olsan da güya hoş bir yemek göklerden sunulan
Değil misin daha sonra, kabirde, mahşerde
Keşkelerle feryatlarla kusulan?
Çocuk n’olur aman!
Uyan!

Kokla hayat asırlanmış da nasıl da bayat
Üf leş gibi susamlı somun ekmek gayat
Hemen bir elinle burnunu kapat
Durma hadi diğeriyle fırlat!
Hayat vallaha ekmek çarpsın ki bayat
Çocuk sen uslan ahirete doğru filizlen boy at
Çocuk n’olur aman!
Uyan!
**
Düşün cehennem alt ,
Cehennet orta ,cennet üst kat
Üst kat için para lazım işte dünyayı kullan sat
Billahi iyi para eder evlat
Ooh cennet istediğin gibi çek de yat
Tamam, mı evlat?
Sen Dünyada değil ahirette yat
Cennet üst cehennem alt kat
Ya çok soğuk ya çok sıcak
Kâfirlere ebedi sana belki bir mühlet kiralık daire olacak
Eee ahirette senin seçme şansın olmayacak
Dünyada ne ektinse orda senin hasadın o olacak
Allahu âlem ama tablo böyle fesat kesat tezat olacak
Çok sıfatı iki katta da egemen olacak
Alt katta korkuyorum çok kan akacak
Çok da yanan olacak, çok da ağlayan olacak
Çok ah çok eyvah bedenine hükümdar olacak
Çocuk aman

Üst katta ise çok mutluluk güzellik sevinç neşe
Herkese memur kul köle olacak
Önden giden atlılar, akrabalar,yarlar
Orda hazır nazır olacaklar
Bunlar kıyafet değiştirse de olacaklar
Çocuk görüyor musun ?
Dört kitap dahil kainat kitabı neler haykırıyor
Bu haykırışları hem akıl hem kalp rahat duyuyor
Duymayanlar ise emin ol mühürlü kalp kullanıyor
Görüyor musun ay ve yıldızlar kün fe yekün diyor
toprağa, suya, ateşe,havaya sor
hepsi ta üreğinden Allah diyor
Çocuk n’olur aman!
Uyan!


Bak şuurlu akıl ne diyor
O ol diyecek hemen olacak
Zor yok ki ona akşam güneş ölecek
Sabah dirilecek
Kişin ölen dünya baharda dirilecek
Ona hepsi kolay
Bunlar fizikötesi olay
Aşktan ne anlar ki akil ve ay
Lakin anlamadığını anlaması işte 14 ü dolunay!
Oysa kalbe bunlar düğün bayram şinanay
Hadi bu kadar kâfi, yeter artık ay!
Geçen günlerini kalan günlerini say
Bildiklerini bilemediklerini say
Gördüklerini göremediklerini say
Duyduklarını duyamadıklarını say
Tattıklarını tadamadıklarını say
Koktuklarını kokamadıklarını say
Dokunduklarını dokunamadıklarını say
Değil mi bu kadarı kâfi, yeter artık gayrı ay!
Nasıl da atlamaz bu çetrefilli dünya engelini akıllı tay?
Bu kadarı kâfi, yetti gayrı ister ay ister cay!
Ya yaradılış ağacının taptatlı meyvesi cennete kay
Ya da apacı, ağulu cehenneme! vay!
Haydi bay bay bay!
bay bay!
bay!

Zelzele-Deprem


Depremler kaçınılmaz hem maddi hem ilahi bir olay
kaçak yapılar, paragöz müteahitler ,ve öyle veya böyle ölenler
Yüce Yaratıcı Rahmet eylesin ve Sabır eylesin ,Gülücükler Versin
17 Ağustos ve tüm depremzedelerine...



Yerden değil ki ta sonsuz göklerden geliyor zelzele
El uzatmazsın da neylersin bu kavi, mucize ele
Meraklı çocuk kafayı hiç yorma hele ,nafile!
Kalbet! Bu manevi, fizikötesi iş, kalbi bi mesele…

13 Ağustos 2009 Perşembe

Partenogenetik şiir




Bizimkiler bile

Akıllarınca konuşuyorlar

Meryem oğlu İsa babasız nasıl doğdu diyor akıllılar

O halde ya sayısızca babasız doğan arılar, afidler?

Hayırdır aklınız almadı mı ?

Kalbiniz yok mu ey kalpsizler?

O halde kalbinizi dinler misiniz?

Dinlerseniz iyi edersiniz

Kâinatın seyyahı âdemin çocukları!

Size akıl ve kalp verilmedi mi?

Alın kollarınıza bırakıyorum

Buyrun babasız bir çocuk da bu şiir...

12 Ağustos 2009 Çarşamba

3 harf Aşk ve 3 hece Emily!




Kıpkızıl kanatlarında

Bensiz beni

Efsunlayıcı şarkılarıyla

Kâh Everestlere çıkaran

Kâh da bendeki beni

Ölü cenaze marşlarıyla

Marianalara gömen üç harf tek hece

Aşk

Ne diyebilirim ki Ona dilince

Ey Aşk!

Ne?

Söyle onu ona söyleyeyim!

Kalbimden ne fışkırırsa seller gibi

Aklımdan hangi lavlar gelirse

Onun kalbine doğru

Topraktan arklar yarıp

Akıtacağım

Belki

Belki böyle ulaşırım ona

Selleşecek damlalar gibi

O sevdiğim güzelim Emily

İnsanı kâh pembe bulutlara götüren

Kâh da umarsızca kara çukurlara itiveren

Aşk

Ne diyebilirim ki Ona dilince

Ey Aşk!

Ne?

Söyle onu ona söyleyeyim!

Yırtık pırtık kalbimden ne sağılırsa

Onlardan kıpkırmızı ve sökük bir kalp dikip

Ellerimle Ona göndereceğim, olursa Cibril’le

Belki

Belki böyle anlar bensiz beni,

Doğunun mistik kalpçileri gibi

Civelek yârim Emily

Yoksa en iyisi –aşkım Emilime-

Öğrenilmiş kalpsizlik deyip

Sen ne anlarsın yaftasını yapıştırsam

Daha mı akıllıca, daha mı kalplice olur?

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Bilmemek Ahhh Emily

Nasıl da acıttı

Nasıl da acıtıyor

Ve nasıl da acıtacak

Yani dağları eriten ben Davud

Ovaları ağuçlayan ben Herkül

Bilmemek karşısında

Bir sineğe yenilecek Nemrut gibi

Öylesine aciz öylesine çaresiz…

Yeniliyorum .

Ve bilmek

Her yöndekileri

Her mekândakileri

Her zamandakileri

Bilmek

Bilmiyorum ama canım Emily

Bilmek

Allahın bize çok gördüğü

Çok bir şey olmalı

Çok bir şey.

Bil-mi-yor-um

Bil-mi-yor-um

Bil-mi-yor-um.

Emilim bak bana

Sade benden içerdeki bana

Ve inan bana

Muhammed gibi Eminim

Neyse Emilim uzatmayacağım

Söylemem lazım

Artık gidiş vakti

Gitmem lazım

Ve ben gidiyorum

Ceketimi, cüppemi, sarığımı, kefenimi

Ve hayalini, bakışlarını, hatıralarını peşin alarak

Esen kal

El-veda Emilim.